Günümüzün en büyük problemi iletişimsizlik. Evlerimizde ailemizle, eşimizle, çocuklarımızla olan anlaşmazlıklarımızdan tutun da, iş yerimizde çalışma arkadaşlarımıza kadar tüm olumsuzluklarımızın sebebi aslında ‘iletişememekten’ geçiyor. Peki hem bu kadar önemli hem neden bunları düzeltmek için bir şeyler yapmıyoruz? İşte en önemlisi de bu aslında. Sıfır hata ile başarılı olan şirketlere baktığınızda, yolunda giden evlilikleri gözden geçirdiğinizde görecek olduğunuz hep aynıdır. İletişebilen kitlelerin her zaman başarıyı yakaladıklarını görürsünüz. İnsanların birbirlerini anlaması, birbirlerini tanıması neticesi olarak da başarılı olabilmeleri, hayattaki mutluluk ve huzurları hep iletişimden geçer aslında… İletişim kitaplarda, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı, ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma süreci olarak tanımlanır. Hem göndericinin hem de alıcının algıda seçicilik yapması ya da iletilen ve ilgilinin mesajı doğru algılayamaması sonucunda karşılıklı olarak huzursuzluklar ve negatif durumlar ortaya çıkıyor. İşte iletişimin gücü bu noktada ortaya çıkıyor. İletişebilmek ya da iletişememek. İkisi arasındaki ince çizgiyi ayırabilmek en mühim mesele. Peki iletişimsizlik bu kadar önemliyken neden bunun farkında değiliz? Farkındaysak neden buna karşı bir çözüm geliştirmiyoruz? İnsanların konuşarak, hayvanların koklaşarak anlaşacağını örnek gösteren eskiler aslında ne kadar da doğru söylemiş. Söylemiş söylemesine de bizler bunu neden uygulamıyoruz? Ya da uygulamak için nereden başlamalıyız? Bütün bunlara karşı alacağımız tedbirler son derece önemli bir anlam ifade ediyor aslında. Hayatımızın düzene girmesinden tutun da ağzımızın tadına varıncaya kadar bizi etkiliyor aslında bu iletişim.

iStock_000016662401Medium boşluk
İletişim becerisi olan insanlara baktığımızda neredeyse çevresindeki herkesin kendisinden pozitif etkilendiğini fark ederiz. Aslında iletişimin temelinde yatan pozitif yaklaşım eğilimidir. İletişimi iyi kullanan insanlar için problem yoktur, sorun yoktur, çözüm vardır. Günümüzde “çözüm odaklı” dedikleri kavram aslında iletişimle de doğrudan alakalıdır. İletişim evde ailemizle, işte çalışma arkadaşlarımızla hatta yalnızken kendimizle yaptığımız konuşmalar, hareketler, duygusal düşüncelerin bütünüdür. Bizler cümlelerimizi ve vücut dilimizi kontrol altında tutabilirsek ve karşımızdaki insanın ne anlatmaya çalıştığını öncelikle kendi akıl süzgecimizden geçirirsek işte o zaman iletişimi henüz kurmaya başlamış oluruz. Sorunların doğru okunması, hatalardan ders çıkartılması ve iyi bir planlama ile hayatımızın işleyişini baştan sona değiştirebiliriz aslında. Mesela her gün evimizde bir arada olduğumuz insanlara, annemize ya da eşimize o gün yaptığı bir yemek için “teşekkür ederim, eline sağlık” dememiz bile aslında bir iletişimin başlangıcıdır. Bu cümle belki yalnız başına bir anlam ifade etmez ama bu insanların bize yaptığına karşı verdiğimiz bir teşekkür, genel olarak aramızdaki etkileşimi harekete geçirecektir. Bir sonraki aşamada insanların bilinç altında çok daha kalıcı pozitif getiriler katacaktır aile hayatımızda. Bir çalışma arkadaşımızın işimizle alakalı paylaştığı bir bilgiden sonra ona kullanacağımız sadece iki kelimelik bir cümle iş hayatımızda pozitif etkiler bırakmaya başlayacaktır. İletişim aslında, karşımızda ki insanla “iletişmeye” bir yerlerden başlamak ve bununla birlikte kaçınılmaz hayati başarıları, yaşadığımız hayatın her noktasında yaşamaktan geçmektedir. Eskiden belki “iletişmek” kavramı yokmuş ama iki satır yazıp evin/dükkanın bir köşesine astıkları hayat düsturu niteliğinde sözleri varmış tıpkı şu sözde olduğu gibi; ‘Mârifet iltifata tâbidir, müşterisiz meta zâyidir’ Bir sonra ki yazımızda görüşmek dileğiyle…

effective-communication-480x300

Yazar Hakkında

Süleyman Sirkecioğlu

Süleyman Sirkecioğlu

İletişime 20 yılını vermiş bir iletişim uzmanı.
Çalışmaktan yorulmayan bünye. Okur ve yazmaktan zevk alır.

Yorum Yaz