İletişiyor muyuz yoksa İtişiyor muyuz?

Geçtiğimiz yazılarda iletişimin temel argümanlarından bahis açtık. İletişim dedik, sadece iletişebilmekten geçmez. İletişimin, birçok sebep ve fiile bağlı olduğunu aktarmaya çalıştık.

Günümüzde ise toplumunun iletişim anlayışı çok farklı. Bilgisayarlar başında anti-sosyal halde yetişen toplumun bireyleri iletişmek yerine itişmeyi tercih eder olmuş. Peki iletişerek hem hayatı kolaylaştırmak hem zihni rahatlatmak mümkünken neden itişir oluyoruz? Aslında yukarıda söylediğim, sebeplerin en başında geliyor. İnternet yararlı zararlı tartışmalarına bulaşmadan, köşeden kenardan bir iki noktaya temas etmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz dünyada, sosyal medya neredeyse olmazsa olmazlarımız arasına girdi. Özellikle orta yaşın bir basamak altı ve genç nesil neredeyse tam bir kronik sosyal medya hastası, diğer bir deyişle fiziksel bilgi paylaşımından ziyade sosyal medya takıntısında hayatını seyrettirmeye çalışıyor. Birilerinin like’ları, diğerinin arkadaş sayısı, ötekinin yorumları, kimisinin fav’ları derken önünde labtop, elinde sözde çok akıllı telefon, kucağında tablet oradan oraya dolaşıp duruyor. Bazen yediği yemekten bahsediyor, bazen yaptığı çılgınlıktan, zaman zaman klişe hayaller satıyor, kimileri de kendini ulaşılması güç noktalarda zannedip avutuyor.

Sahi neden bu kadar anti sosyal olduk? Hangi ara iletişmeyi bırakıp ta itişmeye başladık? Onun yaptığı yemekler, diğerinin yatak odasının zerafeti, filancanın artislik pozları… Toplum bireyleri, görgüsüzlükte sınır tanımayan bir ahlak yoksunu olup çıkıveriyor karşımıza.

“Aman canım bunda ne var hanımefendi yemeğini yaparken bizlere de faydalı olmak adına çekmiş oraya koymuş!”

“Aaa! gördün mü Ali boğazda kahve içiyor!”

tumblr_m3s0okmggH1r3otqv

Her yani gösteriş kokan bu hareketler aslında iç dünyamızda bir çekişmeye sebep oluyordu da haberimiz yoktu. Kaya ile Bengü’yü takip ederken çevremizi unutuyorduk ta farkında değildik. Alt komşumuzun yaptığı yemeği Like’larken belkide ocakta çorbamızın dibi tutuyordu. İletişemiyoruz çünkü itişiyoruz. Çünkü iletişmeyi, sosyal medyada caka satıp hava atmaktan ibaret sanıyoruz. Bireylerin hücrelerine kadar işlemiş vıcık vıcık narsist bakış açısı, görgüsüzlük akan sanal dünyanın bir kuklası olmuşuz da haberimiz yokmuş. Kendi benliğimizi unutup yozlaşıyoruz da farkında değiliz. O süslü püslü ablaların sattığı cakaların, iç dünyalarında çektiği huzursuzlukların eseri işte hep itişmemiz. Edepten, terbiyeden uzak, kendini anlatmaktan bitap bir nesil geliyor. İşte bu yüzden itişiyoruz. Bu yüzden iletişemiyoruz. Fav atınca “iletiştik” yada “etkileştik” zannediyoruz.

Sahi ne ara bu kadar dezenformasyona uğradı toplumumuz?

Dışarıda ya da iş dünyamızda neden suratlar hep asık? Oysa iletişebiliyorduk biz, elimizde o çok akıllı telefonlarımız olmadan önce. Şimdi mi? Sadece itişiyoruz.

Kusura bakmayın sevgili okurlar, bu defa standardın dışına çıktım çünkü yeni nesilin ve orta yaş grubunun bir alt basamağının iletişim değerlerinden her geçen gün biraz daha uzaklaştığına şahid olmak can yakıyor. İki kelimeyi yan yana koyamayan, üstelik ahlaki değerleri yok denecek kadar yerlerde dolaşan bir nesil geliyor. Onlarla her iletişim kanalını açık tutmama rağmen, onlar like ve favlarla “itişmeye” bayılıyor.

Görüşmek dileğiyle…

Yazar Hakkında

Süleyman Sirkecioğlu

Süleyman Sirkecioğlu

İletişime 20 yılını vermiş bir iletişim uzmanı.
Çalışmaktan yorulmayan bünye. Okur ve yazmaktan zevk alır.

1 Comment

Yorum Yaz