Küresel Güçler ve Türkiye’nin Durumu

Tek kutuplu dünya düzenini ve Uluslararası İlişkiler başlıklarını geçtiğimiz yazılarda açmaya çalıştık. Şimdi bu başlıkların güncel gelişmeler ışığında harmanlayarak analiz edelim. Rusya konusuyla başlayabiliriz mesela. Rusyada neler oluyor?Ya da neden Putin sezdirmese de medya panik havası oluşturuyor. Koskoca Rusya sadece Ukrayna’nın belirli bir kısmın yaptırım uyguladığı için mi bunca sıkıntıyı çekiyor? Sorunun cevabı tabii ki hayır. Batı bloğu rahatsız demiştik geçen yazımızda. Rahatsızlıklarının iki sebebi var artık. Birincisi Ukrayna meselesi elbette ikincisi Türkiye’nin Rusyayla bu kadar samimi olması. Batı medyası geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen ziyareti Çar ve Sultan buluşması olarak servis etti. Gerçekten böyle miydi? Evet, yapılan anlaşmalar kurulan mutabakatlara bakarsak gerçekten böyleydi durum. Bizim lehimize Batı bloğunun aleyhine bir durum bariz bir şekilde görünmekteydi. Türkiye’yi geçtiğimiz dönemlerde bir çok eylemle, karışıklık ve “paralel” tuzaklarla alt etmeye çalıştılar fakat her hamleden onların deyimiyle Sultan güçlenerek çıkınca mecburen politikalarını değiştirmek durumunda kaldılar. Lakin Putin’e döndükten sonra Şansölye Merkel’den ciddi bir uyarı geldi. Doğrudan hedef değildi ama yapılan görüşmelerden ve alınan kararlardan hiç de memnun olmadığı her halinden belliydi. Ve sonra tekrar döndü Türkiye’ye inat edercesine İsrail’e milyar dolarlarla silah desteği verilmesi kararı alındığını söyleyiverdi. Tabii bu hamleye gereken cevap elbette verildi. Ama Rusya hiç beklemediği anda Batı bloğu ve Amerika’nın el birliğiyle başına açtığı krize muhattap kaldı. Krizin görünen yüzünde Arabistan’ın petrol fiyatlarını aşağı çekerek söz konusu ülkelerin Rusya hedefli “petrol atağı” sebebi sonucu krizle karşı karşıya kaldığına dem vurulmakta. Ancak Arabistan aklınımı kaçırdı nereden çıktı şimdi bu fiyatları bu kadar aşağı çekmek? Tam da Rusya bulunduğu bölgede petrol ve yer altı kaynaklarında üstünlük sağlamışken. Çok normal gözüküyor değil mi? Biz de yiyelim o zaman.

ABD’li senatör McCain Rusya’daki krizin sebebi olarak Arabistan’ın petrol fiyatlarını düşürmesini gösteriyor ve ardından ekliyor, “Çok iyi iş çıkardın kral!”. Anormal olan bişeyler değil bir çok şeyler var aslında. Batı bloğu neden korkuyor? Çar ve Sultanın yakınlaşmasında onları endişelendiren birçok şey var aslında. Mesela Kırım meselesini Türkiye müdahil olarak pekala çözebilir. Bu Ukrayna’da Batı bloğunun neredeyse tamamen kaybetmesi demektir. Avrupa’nın kalbindeki Ukrayna’ya bu kadar kulak tıkayıp Rusya çöreklenince Avrupa’nın aklının başına gelmesi de ayrı bir olay tabii. Sadece bu mu? Tabii ki hayır.

Türkiye Karabağ konusunu masaya getirebilir ve Azeri “kardeşlerin” gönlünü yapabilir. Rusya Ermenistanı ikna edebilir. Orta Asya ülkelerindeki pürüzlü durumlarda Türkiyede Rusyada kilit rol oynayabilir. Bu şu demektir: Yalnız bir Avrupa. Sadece Amerikası olan bir Avrupa. Hadi biraz daha geliştirelim, Putin Çin’i de yanına alarak çıtayı yükseltebilir. Hem Orta Asya’da hem Ortadoğu’da hatırı sayılır bir gücün parçası olabilir. Masadakilerden biri de Türkiye olunca Uygur Türkleri’nin durumu çözüme kavuşturabilir pekala. Hatta ve hatta daha ileri gidersek 4 yıldır bilinenin aksine aslında Amerika tarafından korunup kollanan Esad’ı artık postalamak için ikna edebilir Sultan. İşte Batı bloğu bunları düşünüyor. Şansölye Merkel bu yüzden telaşlı. Putin, Kim’i Obama’nın başına sardı, geriye kalanlarla kılıç kalkan oynuyor sanki. Batı bloğu çekiniyor. Çünkü karşılarında NATO güdümünde hareket eden bir Türkiye yok. Söylediklerini ikiletmeyen bir Türkiye yok. Haliyle çekinceleri çok. Bunu anlamak için allame olmaya gerek yok da anlayamayacak olanlar malum içimizdeki hainler. Kin, nefret ve öfke kusan akli melekelerini kaybetmiş zavallılar. Hadi bütün bunları bir kenara bırakalım da küresel satranç tahtasında bakalım bir sonraki hamlede neler olacak, Türkiye nerede olacak bunu izleyelim ve görelim. Dünya dönüyor eğer paralel evren yaşamıyorsanız siz de bunu fark edebilirsiniz elbette…

Yazar Hakkında

Serhat Demir

Serhat Demir

|Yazar/Basın/Yayın/Foto| Kritik-Analiz

Yorum Yaz