Kara kıta Afrika deyince ilk önce aklımıza bizlere insan olmamızı hatırlatan ve bakışlarımızı değiştirten açlık ve susuzluğun pençesinde yardıma muhtaç zor durumdaki insanlar gelir. Bunun yanında başta maraton olmak üzere koşu müsabakalarında hep en önde olan simsiyah atletler gelir. Ve yine elbette ülkemizde birinci liginden amatörüne kadar futbol takımlarında top koşturan ve ardı ardına taklalar atan Afrikalı futbolcular gelir. Ve tabi ki saat satıcılarını da unutmamak gerek.. Ancak bütün bunların ve daha fazlasının yanında bir şey daha var ki o da; çöllerin, ormanların, siyahların, kabilelerin, renk cümbüşlerinin kıtası Afrika’dan beşeriyetin en zengin insanının çıktığıdır: Mansa Musa.

Mansa Musa Kimdir?

Bu yazıda günümüzün uluslararası yayın organları tarafından gelmiş geçmiş en zengin kişi olarak ilan edilen Mansa Musa’nın hayatı anlatılarak, Afrika için bir kilometre taşı tanıtılmaya ve çalışılacaktır.
Mansa Musa 1280-1337 yılları arasında yaşamıştır. Mali İmparatorluğu’nun yükseliş döneminde tahta çıkmış ve ülkesini 1312-1337 yılları arasında şaşaalı bir şekilde yönetmiştir.  Akdeniz kıyıları hariç Afrika’da bir uygarlık kurmuş ve günümüze kadar gelen eserler bırakmıştır.

1024px-MALI_empire_map

Mali İmparatorluğu

Mansa Musa’nın ismindeki Mansa Mandeng dilinde (günümüzde Mali ve çevresinde de konuşulur) “Kralların Kralı” anlamındadır. Aldığı güçlü ve zengin imparatorluğa, kendinin de cesur şahsiyetini ve kıvrak ticari zekasını ekleyince zenginliğine zenginlik katmıştır. Bunun yanında askeri açıdan da boş olmayıp yaptığı fetihlerden de ganimetleri toplamıştır. Ülkesinde bolca bulunan altın ve tuz yataklarının ihracı –tuz o zamanlar oldukça değerliydi- servetinin esas kaynağını teşkil etmekte idi.

Mansa_Musa

Mansa Musa ayrıca dindar bir Müslüman ve kültür taraftarı bir insandı. İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmiş, İslamiyetin ve ilmin yayılması için ülkesinde sayısız görkemli camiler inşa etmiş, medreseler, kütüphaneler yaptırmıştır. Ayrıca başka inançlara olan saygısıyla da Müslümanın güzel ahlakını da sergilemiştir. Ayrıca Mansa Musa küçük yaşlarda kazara annesinin ölümüne sebep olmasından dolayı bunun üzüntüsünü hep kendinde taşımış ve kendini hayır işlerine vermiştir.

Mansa Musa özellikle ülkenin önde gelen şehirlerinden Timbuktu’da özel bir önem vermiş, mali ve kültürel açıdan değerlenen ve ünlenen kent, Musa’nın her türlü imkanı sağlamasıyla da, dönemin Ortadoğulu bilim adamlarının, şairlerinin ve alimlerinin buluşma noktası olmuştur. Özellikle dönemin önemli şair ve mimarlarından Saheli’ye yaptırdığı Djingareyber Cami bugün halen ayaktadır ve Mansa Musa ile Timbuktu’nun birer temsilidir.

Djıngarayber Cami

Djıngarayber Cami

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERA

Djıngarayber Cami

mosquee-djingareyber

Djingareyber Cami

 

Ve Mansa Musa 1324’te döneminde kendini bütün dünyaya tanıtan Hac yolcuğuna çıkmıştır. Mansa Musa cariyeleri, köleleri ve hacca gitmek isteyenlerden oluşan, 60 bin kişilik bir orduya tekabül eden hac kafilesi ile yola çıkmıştır. Yanına 2 bin ton altın ve tonlarca erzak almıştır. Geçtiği yerlerden kendisi ve hacılar için topraklar almış, hatta konakladığı şehirlerden biri olan Kahire’de o kadar çok altın dağıtmıştır ki Mısır’da altının değeri düşmüş ve ülke içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmıştır. Ancak Musa’nın bu şöhreti Bedeviler tarafından soyulmasına yol açmış ve Musa ülkesine Mısırlılardan borç alarak dönmek zorunda kalmıştı. Döndükten sonra da borcunu kat kat ödeyerek geniş mal varlığını yine göstermişti.

vicdan-azabiyla-gecen-bir-omur-listelist

Mansa Musa’nın hac yolculuğu Avrupalıların dikkatini kıtaya çekmiş, Avrupalı tüccarlar gözünü buraya dikmişlerdir. Öyle ki 1375’de Abraham Cresques tarafından Musa kıtanın ortasında bir elinde büyük bir altın parçası bir elinde de altından asası ile çizilmişti.

haritalara-figur-oldu-listelist

 

1300’lerin buhranlı Anadolu ve Avrupası’ndan uzaklarda müsliman Mansa Musa altın ve tuzdan elde ettiği gelirlerle bir medeniyet kurmuş, ülkesinin alimlerin ve ilim sahiplerinin barınağı haline getirmeye çalışmıştır. Mansa Musa’nın zenginliği kendisi ve dönemi için elbette çok önemliydi. Fakat Musa acaba onun altına dayalı zenginliğinin bütün Afrika’nın baş belası olacak olan sömürücü akbabaları buraya çekeceğini bilseydi hala bu servete sahip olmak ister miydi? Netice de akıp giden bir tarih ve olayları var. Olmuşa çare yok ki…
Bu arada söylemeden de geçmeyelim Mansa Musa’nın serveti günümüze karşılık olarak 400 milyar dolardır.

Not: Kara kıta ve simsiyah atletler herhangi bir aşağılıyıcılık için kullanılmamıştır.

Not: Bir önceki “Yok Yok Venedik Değil Türkiye” adlı yazıma bakmak ister misiniz ?

Yazar Hakkında

Ahmet Suat

Ahmet Suat

Mesleki olarak coğrafya bilimi ile uğraşmaktayım. Ve bunun yanında her zaman meraklısı olduğum genel kültür ile ilgili ufak şeyler karalamaktayım....

1 Comment

Yorum Yaz