Globalleşen dünyada ( hep kullanmak istemişimdir bu söz öbeğini mazur gör sevgili okur 😀 ) bilim ve teknoloji aldı başını gidiyor. Yeni keşifler, yeni buluşlar ortaya çıkıyor. Hatta geçen gün teknoloji devinin birinin bir televizyonunu önce internete bağladım, sonra youtube’u açtım, sonra da inanır mısın vadinin yeni sezonunun ilk fragmanını izledim. Tabi bunun yanında iletişim araçları da aldı başını gitti. Topraa bol olsun İtalyan buluşçu Meucci, telefonu bulduktan sonra çok değişime uğradı. Benim hatırladığım silsile, önce ev telefonu idi, sonra kocaman taşınabilir telefonlar, sonra nispeten biraz ufalan cep telefonları, sonra bi ara da cep telefonlar ne kadar küçükse o kadar güzel görünmeye başladı, son yıllarda da tekrar büyük olanlar rağbet görmeye başladı ki bunlar aynı zamanda radyo, televizyon, kamera, fotoğraf makinesi, hesap makinesi, takvim, ajanda, mektup, hatta uygun web-sitelerinde nüfus müdürlüğü görevini bile sırtlıyordu. Burada falan arkadaşlar paylaşıyor, şu marka şunu yaptı, bu marka bunu yaptı diye. Peki bunca gelişme cep telefonun günlük hayattaki yerini nasıl değiştirdi?

Baktığında hepsi çok makul, ideal, kullanışlı, ergonomik, pratik, ve tabi farklı bağlantılarla entegrasyonu sağlandığında inanılmaz araçlar. Yukarıda saydığımdan daha çok fazla elzem ihtiyaçlarımızı görüyor ve bizim de normalde elzem olan vakit kadar vakit ayırmamız gerekiyor. Fakat biz ne yapıyoruz? Evimize gelen misafirin yüzüne bile bakmıyoruz telefonun en fazla 7 inç’lik ekranına bakmaktan (6” ten fazlasını duymadığım için 7” dedim). Hatta bugün bi misafirliğe gittim, adam önce bana televizyonu açtı, sonra rahat ol ya uzan istersen falan dedi. Tabi bu süreçte gözler ve dikkat sürekli telefonda. Sonra dedim birer sigara içelim be dedim, hem sohbet falan ederiz. İyi dedi, çıktık balkona. Yaktık falan sigaraları, lan adam gene telefon parmaklıyor. Ya dedim arkadaşım bi yüzüme dedim bak be! Cevap yok. Enter’a bastıktan sonra efendim? diye bir soruyla karşılaştım. Yok bişey dedim. Ver şu wifi’ın şifresini dedim ya, ben de girdim tepki olsun diye internet okyanusuna. Biraz zaman geçtikten sonra kalktı “şarjım bitiyo ya” diyerek. Aha! Dedim. Başlığım belli oldu. Sonra parça parça bölük pörçük az biraz sohbetten sonra kalktım. Kalkmadan önce de uzun zamandan beri sayende planlayarak yazıcam Etkili Yazar’a diyerek teşekkür ettim. Ayar etti beni ya!

Şimdi senden istediğim bir şey var sevgili okur. Telefona kendini bu kadar kaptırma. Az biraz bilinç sahibi ol. Ha bende var zaten diyorsan daha dikkatli ol. Ha öyleyim ya zaten de diyorsan e ara da bi çaya davet et 😀

Yazar Hakkında

ABG

ABG bu zamana kadar girdiği hiçbir ortamda normal olmayan, sorunlu ve rahatsız bir arkadaştır. Çevresindeki rahatsızlık ve sorunları da buraya yazmaktadır.

Yorum Yaz