Paris ve Terör

ABD öncülüğündeki Afganistan işgalinde 3,5 milyonu aşkın Müslüman katledildi. Aynı ‘haçlı orduları’ Irak’taki son işgalde 1,5 milyona yakın Müslümanı katletti. Avrupa ve Birleşik Devletler açısından bu kadar Müslümanın katledilmesi, son derece sıradan ve olağan bir durum haline büründürüldü. Batıdaki yaltakçılarını ve İsrail’i arkasına alan katil Esad ise son 5 yılda yaklaşık yarım milyon Müslümanı öldürdü. Bu da yine haçlı koalisyonundaki güçler için son derece sıradan bir meseleydi… Esad’ın, Suriye’de 10 bin insanı uluslararası hukukla yasaklanan kimyasal silahlarla katletmesine dair 50 bini aşkın fotoğraf ve yüzlerce video ortaya çıkması da çok sıradan bir gelişmeydi. 1979 yılından bu tarafa Batılı devletlerin çıkardıkları savaşlar ve binlerce saldırıda ölen 15 milyon Müslüman ve 70 milyona varan yaralının olması da çok basit bir meseleydi. Geçtiğimiz ay Ankara’daki patlamada 102 can kaybının olması ve 11 Kasım’da Lübnan’da ki intihar saldırılarında 50 kişinin ölmesi 290 kişinin yaralanması ise mesele bile değildi zaten…

Türkiye’ye karşı azılı bir şekilde savaşan ve bir çok olayın faili olan DHKP-C’nin başı Dursun Karataş, ölünceye kadar Paris’te el üstünde tutularak kıymetli bir misafir gibi ağırlandı. 2012 yılı aralık ayında ‘Çözüm Süreci’ne resmen girilip akan kanı durdurmak için önemli adımlar atılınca yine Fransa’da Paris’in göbeğinde PKK’nın 3 üst düzey kadın yöneticisi öldürülmesi sağlandı. Kimler tarafından ve hangi çıkara hizmet etmek için acaba? Aradan geçen bunca yıla rağmen en ufak bir gelişme sağlanmadığı gibi bu cinayetlerin üzeri de büyük bir titizlikle örtüldü. Haçlı ordusunun halkı, Suriye’deki içler acısı duruma ‘dur’ demek şöyle dursun, o Batının allı pullu defilelerinde alay konusu yaparak daha da alçaldı. Le Parisien’de çıkan habere göre PYD’nin üst düzey yöneticisi, 10 Şubat 2015’te üstelik de Champ Elysee’de hem de Hollande tarafından törenle ağırlandı. Fransız-Alman ortak kanalı ARTE, PKK terör örgütünün belgeselini yayınlayarak teröristleri birer özgürlük savaşçısı ve devrim kahramanları olarak gösterdi. Fransa’nın, Almanya’nın ve hatta diğer batılı devletlerin ajanları, PKK’nın içerisinde var güçleriyle Türkiye’ye karşı savaşmaya devam ediyor. Fransız savaş uçakları, Batılı koalisyon güçleriyle birlikte IŞID bahanesiyle aylardır Suriye’de masum insanları katledip, üst düzey çıkar ilişkileri olan katil Esad’a destek vermekte. Bütün bu yaşananlardan sonra katil haçlı koalisyonu terörden şikayet ediyor. Özgürlük meydanlarında masum ayaklarına yatıp, timsah gözyaşları döküyorlar. Her ne kadar onlar, katledilen milyonlarca Müslümana üzülmeseler de ve halklar olarak o katil liderlere destek veriyor olsalar da terörün her türlüsünü bizler yine lanetliyoruz. Fransa ve diğer Avrupa halkları eğer Paris’te ölenlerin katillerini DEAŞ ve doğrudan Müslümanlar olarak görür ve diğer boyutlarına gözlerini yumarlarsa, bu tür saldırıların devamı kaçınılmaz olacaktır. Herkes şunu bilmelidir ki, Suriye’de ölen yarım milyon Müslümanın da Paris’te ölenlerin de katili Esad ve ona destek veren başta Fransa olmak üzere diğer batılı devletlerin hükümetleridir. Tabii bütün bu hayatını kaybedenlerin baş sorumlularından biri de Washington’dır. Kendini infilak ettirecek kadar öfke patlamasına ulaşan bu kendini bilmez saldırganların, bu noktaya kimler tarafından nasıl getirildiğini eğer Batı halkları gözlerini kapatarak anlamamazlıktan gelirlerse, bu hain saldırılar Avrupa’nın diğer bölgelerinde de yaşanabilir. O saldırganları bu derece kin, nefret ve öfkeye başta Birleşik Devletler olmak üzere ‘haçlı koalisyonunun hükümetleri’ sevk etmiştir. Unutmamak gerekir ki, rüzgar eken elbette fırtına biçecektir. Fransızların ünlü edebiyatçısı ve devlet adamı Victor Hugo, “Paris’te bir adam öldürülürse bu bir cinayettir, Doğu’da elli bin insan boğazlanırsa bu sadece bir meseledir” diyerek başından bu yana anlatmaya çalıştığımız mevzuyu özetlemiştir aslında…

Zamanlamaya bakılacak olursa, bir detayı daha gözden kaçırmamak gerekir aslında. G20’ye Türkiye ev sahipliği yaparken ve tam da dünyanın gözü kulağı devlet adamlarımızın çözüm odaklı politikalarına odaklanmışken, Paris’in göbeğinde bir patlama! Küresel güçlerin besleme devletleri eliyle yaptığı organizasyonun planlaması da dikkat çekici doğrusu…

Neler olacağı hepimizce malum zaten ya… Artan İslamafobik saldırılar ve yine canı yanan masum Müslümanlar… Saraylarda misafir edilen, törenlerle karşılanan terör örgütü yöneticileri, çiftliklerde beslenen terör örgütü militanları ve Paris’in kucağına bırakılan bomba… Aslında herşey son derece normal gibi duruyor değil mi? Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde bir ilçede birkaç mahallede sokağa çıkma yasağını eleştiren Avrupa, mevzu kendisi olunca “IŞİD’i vuruyorduk aslında” diyerek yine binlerce sivili ayırt etmeksizin katletmeye devam ediyor. PKK terörü ile mücadele eden TSK’yı mutedil olmaya davet ederken, kendi yaptıklarını her zaman ki gibi görmezden gelmeye devam ediyor.

Ankara’nın göbeğinde patlama olduğunda, “Nerede istihbarat, burası Başkent!” diye bağırıp çağıran devletten fazla devletçi batılı medyası, Hollande’nin olduğu stadın dibine kadar gelip bomba patlatan teröristlere karşı nedense aynı çığırtkanlığı yapamıyor. Çizilen karizmalarını mum yakarak ve timsah gözyaşları dökerek örtmeye çalışmaları da cabası… Paris’te aynı anda gerçekleşen 7 saldırıdan sonra dönüp kendilerine bakmak, istihbarat açığını kapatmaya çalışmak gibi gayelerinden hiç dem vurmuyorlar. Paris’te saldırının hemen ardından sosyal medyaya ve basına kısıtlamalar getirildi, olağan üstü hal ilan edildi ve fiilen sokağa çıkma yasağı çağrısı yapıldı. Ulaşım kanalları kısıtlandı. Özellikle bazı(!) basın yayın organlarında bunların hiç gündeme gelmediğini gördük. Ne yazık ki, içimizdeki Fransızları oynamaya devam ettiler… Ortadoğu’nun kanayan yarasını, özellikle son 10 yıldır durmadan kaşıyarak, yangına benzin dökerek ısınmaya çalışanlar, yüzbinlerce Müslümanın ölümüne sessiz kalanlar şimdi ektiklerini biçiyorlar. Ortadoğu’da yıllardır devam eden yangın, görülen o ki artık Avrupa’nın kalbinde.

Paris Saldırısı Yerleri

Saldırının olduğu yerleri gösteren bir harita

Ateş Ortadoğu’da yanarken, fırsattan istifade ısınmaya çalışanlar, ateşe benzin dökenler, bakalım şimdi ne yapacaklar? Terörü de, Ortadoğu’da masum müslümanları katleden zihniyetleri de kınıyoruz ve lanetliyoruz…

Yazar Hakkında

Serhat Demir

Serhat Demir

|Yazar/Basın/Yayın/Foto| Kritik-Analiz

1 Comment

Yorum Yaz