II. BAYEZİD HAN

Bir önceki yazımda sizlere Hırka-ı Saadet Odasını tanıtmaya çalışmıştık. Bu yazımda ise biraz bilimsellikten uzak kalarak Osmanlı padişahlarının sekizincisi olan Sultân Bayezid-i Veli yani 2. Bayezid Han’ın manevi şahsiyetinden bizzat evliya çelebinin seyahatnamesinde yazılı olan bilgilerden yola çıkarak bahsetmeye çalışacağım.

İlahi! Al-i Osman nesli hak

Kalalar tak-i hakimi mutlak!

Bayezid Han 3 aralık 1447 tarihinde bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Osmanlı zamanında Edirne ye bağlı bir kaza merkezi olan Dimeteko’da dünyaya geldi. İstanbul’un fethinden sonra 7 yaşında iken Hadim Ali paşa danışmanlığında Amasya valisi oldu. O zamanlar da Amasya şehri Osmanlı’nın en önemli eğitim ve kültür merkezlerin’den biri halindeydi. Amasya’da bulunan devrin en bilgili en meşhur alim ve öğretmenlerinden ilim öğrendi. İslam ilmi alanında ders aldığı hocalarından birisi de Şeyh Yavsi – Hünkar Şeyhi olarak bilinen Bayrami tarikat şeyhi de olan Muhyiddîn Mehmed-i İskilibî olmuştur. Şehzade Bayezid Rumiye-i Sugra Valisi olarak 27 yıl Amasya’da ikamet etmiştir.

bayezid han amasya

Osmanlı Dönemi Amasya

Kudret-i Hakka nazar kıl revnâk-ı ezhara bak

Hâb-ı gafletten uyanup zıynet-i eşcâra bak

(Çiçeklerin parlaklığına, canlılığına nazar ederek Cenab-ı Hakk’ın kudretini anla. Ağaçların ziynetini ve süsünü (yeniden doğuşunu) gör de gaflet uykusundan uyan)

Evliya çelebinin seyahatnamesin de geçen bizlerin insanların bu büyükleri akıl yolu ile anlayamayacağımız apaçık ortadır. Birkaç olaydan şöyle bahsetmek isterim..

Bu olay Bayezid camii inşaatı sırasında vuku bulmuş;

“Mimarbaşı, kıble hususunda teredüd edince, Sultan Bayezid Han:

Şu anda ayağıma bas! der.

Mimarbaşı, ayağını basınca, Kâbe-i Muazzama’yı karşısında görür. Sultan Bayezid-i Velî’nin ayaklarına kapanır. Böylece kıblenin İstikameti belirlemiş olur.”

Sünnet Terketmemiş Bir Padişah

Evliya çelebi seyahatnamesin’de geçen bir başka olay ise şu şekildedir;

İbadete bir cuma günü açılan camide, ilk namazı II. Bayezid Han kıldırmıştır. Bu hadiseyi de Evliya Çelebi şöyle anlatır:

“Caminin yapısı tamam oldukta, bir cum’a günü büyük bir merasimle ibâdete açıldı. Bâyezîd-i Velî buyurdular ki:

–Her kim, ömründe ikindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetini hiç terketmemiş ise, şu mübârek vakitte o imâm olsun!.

Deryâ misâli cemâat içinden bir kişi çıkmayınca, Bâyezîd Han mecbûr kalarak:

–Elhamdülillâh! Savaşta ve barışta biz bu sünnetleri terk etmedik!..” dedi ve kendisi imâm olup namazı kıldırdı.

Hudâyâ Hudâlık sana yaraşır

Nitekim gedâlık bana yaraşır

Çü sensin penâhı cihan halkının

Kamudan sana iltica yaraşır.

(Allah’ım azizlik sana yaraşır. Nitekim fakirlik bana yaraşır.Madem sensin sığınağı cihanın Herkesten Sana iltica yaraşır.)

O Tozları Ne için Biriktiriyorsunuz

Eşi gülbahar hatun ile arasında geçen bir olayda şöyledir.

Savaşlarda bir âdet edinmişti. Her seferden dönüşünde elbisesinde biriken tozları toplar ve bir kavanozda biriktirirdi. Yine bir harp dönüşü Bayezid Han elbisesini çıkartmış, üzerindeki tozları, büyük bir itina ile toplamaya çalışıyordu. Hanımı Gülbahar Hatun, merakla sordu:

“Efendim, merakımı hoş görün, her cihad dönüşü o tozları niçin biriktirdiğinizi sorabilir miyim”? Padişah, tebessümle:

“Benim senden gizlim yoktur Gülbahar Hatun. Bu tozların mezarıma konulmasını vasiyet edeceğim. Çünkü hadis-i şerifte, “Ayakları Hak yolunda tozlananları Allahü Tealanın cehennem ateşinden koruyacağı” buyurulmaktadır. İşte Hakk yolunda, kâfirlerle cihad ederken üstümüze bulaşan tozları bu yüzden topluyoruz. Vasiyetimizdir; öldüğümüzde bunları kabrime koysunlar.”

Gerçekten de II. Bayezid Han, biriktirdiği bu tozlardan bir tuğla yaptırdı. Vasiyeti gereğince de bu tuğla, öldüğü zaman kabrine konuldu.

Cümle aralarında kullanılan beyitlerde adli mahlası ile İkinci Bayezid Hana aittir ilmi ve dini açıdan nasıl bir mertebede olduğunu yukarda anlatılan olaylar ortaya koymaktadır. Yazımı Osmanlı Şeyhülislamlarından biri olan Hoca Saadedin efendinin Beyazid Hana ithafen yazdığı şu sözlerle noktalıyorum;

Lütufları bol sultanın ve övülecek nitelikleri olan hakanın ahlaki güzelliklerinin ve şefkati kereminin açıklanmasından kalemin boynu bükülür. Ağaçların yaprakları kâğıt, denizler mürekkep olsa yine de yazmaya yetmez. Gölgesi güven ve huzurun temeli idi. Lütuf ve bahşişi, fukaraya, gariplere gösterdiği ilgi öyle bir ölçüde idi ki, devrinde dilenme hiç anılmamışçasına yoktu. Uzleti seçen, kenarda köşede kalmayı yeğleyen taat sahiplerini bahşişçi casuslarıyla araştırıp bulurdu. Her gün nice bin kişi armağanlarından yararlanırdı.

Vesselam.. Tarih kategorisindeki yazılarıma göz atmayı unutmayın.

Yazar Hakkında

Enes Ünlü

Enes Ünlü

Sakarya üniversitesin'de Tarih bölümü okumaktayım..
Tarih alanında makaleler yazıyorum

Yorumlar

Yorum Yaz