İnsan okudukça, öğrendikçe atalarımızın edebini, kültürünü üzülmemek elde olmuyor. Biz bu ecdadın torunları mıyız diye kendisine soruyor ister istemez. Saygıdan, edepten yoksun bir toplum yetişiyor uyan artık Türk gençliği seni o güzel ecdadın edebinden, kültüründen uzak yetişmeni sağlıyorlar. Yunus Emre’nin bir sözü ne kadar güzel anlatıyor edebi:

Gezdim Halep ile Şam’ı

Eyledim ilmi talep

Meğer ilim bir hiç imiş

İlla edep illa edep

 Şimdi aileler “aman çocuklarımız okusun büyük adam olsun” diyorlar, büyük adam edeple, kültürünü bilmekle oluyor maalesef, çocuklara Çin Sarayını otuz(30) askerle, yiğitle basan Kürşat komutanı, Malazgirt Savaşına kefeniyle çıkan Alparslan’ı, İstanbul’u Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerif’ine nail olmak için büyük çabalar göstererek alan Fatih Sultan Mehmet Hanı, seferden sefere koşan Kanuni Sultan Süleyman’ı ve şanlı Çanakkale Zaferini anlatmazsak, anlatamazsak maalesef o çocuk büyük adam olamıyor, olmuyor.

Şanlı devletimiz, Büyük İmparatorluk Osmanlı zamanında kapılarda iki tane tokmak olurdu birisi küçük diğeri büyük, kapı küçük tokmak ile çalınıyorsa gelen misafir bayan demekti ve kapıya gelen misafir rahatsız olmasın diye evin hanımefendisi bakardı. İşte ecdadın edebi, kültürü bu kadar ince bu kadar zarifti. Bizlere sübjektif millet olacaksınız diye, Objektif millet (Irkçılığı burada ayrı tutuyorum) anlayışımızı unutturdular, öldürdüler, çürüttüler.

Biz Batılaşmayı ne kadar yanlış anladık. Herkes bu soruyu sorsa kendisine birde dışarı baksa alacak cevabını. Batılılaşma, Batı’nın ilmini, teknolojisini almaktır yoksa kültürünü yaşayış tarzını kültürümüze yerleştirmek değildir. Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerifinde bize emir ettiği gibi “ilim Çin’de de olsa alınız” ama biz ilim hariç her şeyini almış durumdayız giriyoruz evlere İngiliz evlerine özgü eşyalar var çünkü onlar bu kültürünü mağazalarda bize satıyorlar. Bizler batılıların kültürünü satın alıyoruz hem de özenerek. Çünkü bizler ecdadın nasıl yaşadığını bilmiyoruz. Gençlik onların kültürleriyle yabancılaştırılıyor.

Bakıyoruz Japonlar teknolojide, bilimde çok ileride bu da çok mümkün çünkü üç bin yıl önceki kitapları yeni nesiller okuyabiliyor, kültürünü çok iyi biliyor. İngilizler bin yıl önceki kitabını okuyor. Biz en fazla 100 yıl öncesine gidebiliyoruz. Eğer bizler anlatamazsak, öğrenmezsek kültürümüzü onlar büyür biz küçülürüz.

Eğer aileler iyi bilmez çocuklarına kültürlerini iyi anlatamazsa onlarda kültürlerini kimin filme çektiği belli olmayan televizyon filmlerinden öğrenir sonra ceddine küfür eder hale gelir. Düşman bir değil birden fazla hem içeride hem dışarıda Allah devlet büyüklerimize ve bize yardım etsin.

Yazar Hakkında

M. Sıddık Çetin

M. Sıddık Çetin

Kırıkkale üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 2015 yılında mezun oldum. Uluslararası ilişkiler ve genel kültür üzerine yazılar yazmaktayım. Kültürüne, geçmişine sahip çıkmaya çalışan bir kişiyim.

Yorum Yaz